İsim:  _91921402_db43a675-6e31-49fd-ac14-2fde3a4008c0-1.jpg
Görüntüleme: 9
Büyüklük:  8.0 KB (Kilobyte)
İngiliz Financial Times gazetesinin yazarlarından David Gardner, Türkiye ve Rusya arasındaki yakınlaşmanın Suriye'de cephedeki dinamikleri değiştirdiğini yazdı.

Aynı zamanda gazetenin dış haberler editörü olan Gardner'a göre, Türkiye uzun süre önce Batı'nın anaakım Suriyeli isyancıları yüzüstü bıraktığı sonucuna vardı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye'de istediğini alıp, ülkesinin ABD'nin karşısında bölgesel ve küresel bir rakip olarak rüştünü göstereceği kanısında olan Gardner, "Bu sonucu getirecek olan sadece Putin'in acımasızlığı değil, Türkiye'nin Rusya ve bir ölçüde İran'la yakınlaşması" diyor.

Gardner, 5 yıldır devam eden savaş boyunca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Esad yönetimini devirmeye çalıştığını, Esad karşıtı isyancı güçlere destek verdiğini ve cihatçı gönüllülerin Türkiye'yi Suriye'ye saldırılarda bir rampa gibi kullanmalarına izin verdiğini kaydedip, eklemiş:
"Bu keskin odaklanmışlık, özellikle Temmuz'da Erdoğan'a karşı düzenlenen şiddet dolu darbe girişiminden sonra Ankara daha acil sorunlarla karşılaşınca zayıflamaya başladı. Türkiye'nin şimdi Suriye'deki başlıca amacı, Kürt savaşçıların sınırın güneyinde otonom bir bölgeyi sağlamlaştırmasını önlemek. Ankara Suriyeli Kürtlerin, Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ndeki üslerinden Türkiye'nin güneydoğusunda bir isyan yürüten müttefikleriyle bağlantı kurmasından korkuyor.
"Ankara sonunda ülkedeki IŞİD hücrelerini ve sempatizanlarına karşı harekete geçmeye ve cihatçıları sınırlarından sürmeye başladı. Erdoğan bu karmaşık askeri hamleyle girişmeden önce Putin'le barıştı."

'Washington Ankara'yı kızdırdı'

Türk yetkililerin, Rusya'yla bu sıcak ilişkilerin Halep'in veya Suriye'deki isyanın sonu anlamına gelmediğini söylediğini aktaran David Gardner ancak bunun kendi Kürt azınlığının üzerine giden, Suriye'nin bir diğer uluslararası hamisi İran'la doğrudan olmayan bir ilişkiye uzandığı görüşünde.
Gardner, Ankara'daki üst düzey bir yetkilinin de "Komşuyuz ve birlikte birçok şey yapabiliriz" dediğini aktarıp, eklemiş:

"Bu yeni denklemdeki bir element, Türkiye'nin NATO üyesi ve AB'ye aday bir ülke olmasına karşın, Moskova ve Tahran'ın Temmuz'daki darbe girişimini Washington ve birçok Avrupa başkentinden daha hızlı kınamasıydı. Ancak Suriye konusunda Türkiye uzun süre önce Batı'nın ana akım Sünni isyancıları terk ettiği sonucuna vardı.

"ABD, görev süresinin sonuna gelen bir Başkana sahip ve seçim yarışıyla dikkati dağılmış halde. Sadece IŞİD'e odaklanıp, Suriyeli Kürt milisleri vurucu kuvvet olarak kullanarak Ankara'yı kızdırdılar. AB, Rusya'yı Suriye'de yaptıkları için cezalandırmayı düşünebilir ama Kırım'ın ilhakı ve Ukrayna'ya müdahale için koyduğu ambargoları yıl sonunda uzatmakta zorlanabilir."