• Agresif
  • Aptal
  • Arsız
  • Aşık
  • Bezgin
  • Bilgin
  • Cesaretli
  • Çılgın
  • Endişeli
  • Geveze
  • Kagılı
  • Kederli
  • Kimsesiz
  • Korkulu
  • Küstah
  • Kızgın
  • Melek Gibi
  • Mesgul
  • Mutlu
  • Neseli
  • Niteliksiz
  • Olgun
  • Sarhoş
  • Sarsıntılı
  • Savurgan
  • Sert
  • Sinsi
  • Soğuk
  • Stresli
  • Suratsız
  • Sıcak
  • Tembel
  • Uyuşuk
  • Yaramaz
  • İsrarcı
  • Zararsız
  • Öylesine
  • Şaşkın
  • Şeytani
  • Şüpheli
    1. #1
      Don Quixote Rosinante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

      Kayıtlı Üye
      Durum
      Çevrimdışı
      Ruh Hali
      ----
      Üyelik tarihi
      10.11.2015
      Mesajlar
      267

      Standart Osmanlı'dan Devraldığımız Borçlar

      Aydınlanalım diye okudugum bir kaynağı paylaşıcam.


      1923'de batılı ülkelerin ortalama kişi başına geliri 6000 dolar, Türkiye'nin aynı standartlara göre düzeltilmiş geliri ise 700 dolardı.

      İlk yurtdışı borçlanma Abdülmecid tarafından 1854 yılında Kırım savaşını finanse etmek için alınmıştır. Bu borçlanmanın ardından peş peşe borçlanan Osmanlı İmparatorluğu borçlarını ödeyemeyecek duruma gelinca borç veren batılı ülkeler bu borçları tahsil etmek için Düyunu Umumiye idaresini kurmuşlardır. Böylece Osmanlı İmparatorluğu mali yönetimini başkalarına teslim etmiştir. Osmanlı İmparatorluğunun dağılmasından sonra bu borçlar imparatorluğu oluşturan ülkelere ilgisine göre paylaştırılmıştır.


      Lozan Antlaşmasına göre 1912 öncesi borçların % 62si, 1912 sonrası borçların % 77'si Türkiye'ye kalmıştır. Lozan Antlaşması Türkiye Cumhuriyeti'ne serbest bir dış ticaret politikası yürütme zorunluluğu getirmiş, ithalatı kısıtlayıcı önlemler alınmamasını öngörmüştür. Türkiye, bu sistemle ciddi miktarda cari açık vermeye başlamıştır. Bir yandan Osmanlı borçları bir yandan büyüyen cari açık Türkiye'yi çok sıkıntılı bir duruma sokmuştur. 1929 Büyük Depresyonu'nun batılı ülkelerde yarattığı yıkım Lozan Antlaşması'na taraf olan ülkelerin kendi dertlerine düşmesine yol açınca Türkiye Lozan Antlaşması'nın serbest ticaret hükmünü askıya alarak ithalat kısıtlamaları ve devletçi ekonomi politikası izlemeye dönmüştür. Bu dönüşü ithal ikamesi politikası, KİT'lerin kuruluşu, sanayi planları (yani planlı ekonomik kalkınma modeli) ve Türk Parasının Kıymetini Koruma mevzuatı izlemiştir.

      Bugün acımasızca eleştirilen bu adımlar Türkiye'nin o zor dönemleri nispeten daha az sıkıntıyla geçmesine yol açmıştır. "Her dönemi kendi koşulları içinde değerlendirmek gerekir" O nedenle yapılan karma ekonomi politikasını bugünkü koşullara bakıp eleştirmek bizi çok yanlış yerlere götürür. Bütün ülkeler o dönemde aşağı yukarı aynı politikalara başvurmuştur. Türkiye, bu düzenlemelerle dış ticaretini toparlamış, cari açığı denetim altına almış ve kalkınmaya başlamıştır.

      1938 yılına gelindiğinde batılı ülkelerin ortalama kişi başına geliri yaşanan Büyük Depresyondan dolayı 4800 dolara düşmüş, Türkiye'nin kişi başına geliri ise 1730 dolara çıkmıştı (Ölçüm Uluslararası Geary Khamis dolarıyla Ünlü iktisat tarihçisi Angus Maddison'a aittir. Sadece kayıtlı üyeler linkleri görebilir. Ücretsiz üye olmak için buraya tıklayınız.).

      Osmanlı'dan devralınan borçların ödenmesi 1954 yılında bitirildi. İlk dış borçlanma 1854 yılında yapıldığına göre bu borçların tasfiyesi 100 yıl sürmüş oluyor. Osmanlı'dan devralınan borçlar 145 milyon Osmanlı altın lirası tutarındaydı. Bu da o dönemin milli gelirinin yaklaşık yüzde 65'i ediyor. Bugünkü koşullarla düne bakıp devralınan borç miktarının söylendiği kadar yüksek olmadığı tezini ileri sürenler bu borcu aynı mantıkla bugünkü değerlerle hayal etmeye çalışırlarsa kabaca 500 milyar dolarlık bir borç yüküne denk geldiğini göreceklerdir (Bugünkü GSYH'mız 750 milyar dolar olduğuna göre bunun yüzde 65'i 488 milyar dolar eder.)

      Osmanlı'dan devralınan borçların bir bölümü 1942 yılında yürürlüğe sokulan varlık vergisiyle ödenmiştir. Bonoya bağlı borçlar 1989'a kadar ödenmeye devam etmiş ve son ödeme o tarihte yapılarak Osmanlı borçları dosyası tümüyle tasfiye edilmiştir.

      (Osmanlıdan devralınan ekonomik yapı için bkz: Hayri R. Sevimay "Cumhuriyete Girerken Ekonomi, Osmanlı Son Dönem Ekonomisi" 1995.)
      Dış borçlarımız için bakınız Ali Yavuz Başlangıcından Bugüne Türkiyenin Borçlanma Serüveni: Sadece kayıtlı üyeler linkleri görebilir. Ücretsiz üye olmak için buraya tıklayınız.

    2. #2
      CITIZEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

      DRNTYF Ana Muhalefet Lideri
      Durum
      Çevrimdışı
      Ruh Hali
      ----
      Nerden
      İstanbul
      Üyelik tarihi
      29.05.2011
      Mesajlar
      1.408
      Takımı

      Standart

      Olur mu canım öyle şey? Osmanlı bir kere Viyanaya bile hükmederken yıkıldı! Ne borcu? Türkiye, Osmanlının parasıyla kuruldu(!)
      BLADE, Donald J. Trump Bunu beğendi.


    3. #3
      Karahalteri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

      Kayıtlı Üye
      Durum
      Çevrimiçi
      Ruh Hali
      Neseli
      Nerden
      Forum Emniyeti
      Favori Müziğiniz
      Esat kabaklidan gez oglum
      Favori Aktörünüz
      Necati Şaşmaz
      Üyelik tarihi
      18.09.2015
      Mesajlar
      500
      Takımı

      Standart

      Dedigin gibi aydinlanalim.
      1-Lozan'da savaşta kazanmamıza rağmen toprak kaybettik.
      2-İngiltere'ye parası peşin verilmiş ama alınamamış gemilerimizi bıraktık.
      3-Osmanlı'nın borçlarını üstlendik. Hatta Osmanlı'dan kalma son borcu Turgut Özal ödemiştir. Ama başka ülkelerin bize olan borcunu sildik.
      4-Azınlık meselesi karşı tarafın istediği gibi karara bağlandı. Yunanistan’daki Türkler azınlık, Türkiye’deki Yunanlılar ise vatandaş kabul edildi.
      5-Yunanistan sınırımız hariç hiçbir ülke ile sınırımız belirlenemedi. Yunanistan sınırı da Yunan tarafının istediği gibi oldu.
      6- Boğazlar meselesi Sevr Antlaşmasındaki maddenin aynısı şeklinde kabul edildi.
      7- Başta Yunanistan olmak üzere hiçbir ülke elindeki Türk esirlerini vermedi. Türk tarafı da bu esir Türk askerlerinin akıbetlerini sormamayı ama bunun yanısıra elindeki esir askerleri vermeyi kabul etti. Yunanistan’ın Türkiye’ye kendisine iade etmesi için verdiği esir Yunanlı askerler eğer Anadolu’da bulunamazsa onların da neden bulunamadığı öldürüldülerse kim tarafından, ne zaman, niye ve nerede öldürdüğünü de bulup aydınlığa kavuşturma vazifesi tabi ki Türkiye’nindir. Bu sözleşmede şu veya bu şekilde savaş ortamında kaybolan Rumların araştırılmasından ve isim isim tüm kayıp Yunanlıların bulunmasından söz edilirken, Yunanlıların mezalimine uğrayarak kaybolan, mesela Yunan askerlerinin Aydın Karatepe Köyünde camiye doldurularak yaktığı yüzlerce sivil köylüden hiç söz edilmemesi, Yunan iddiasına karşılık Türk heyetinin bu gibi katliamları masaya getirmemesi ve Anadolu coğrafyasının tüm bölgelerinde yaşanan bu tür sivillerin maruz tutulduğu toplu katliamların hesabının sorulmaması gerçekten çok gariptir
      Yunanlılar isim isim Anadolu’ya talan, yağma ve binbir çirkinlik yapmak için gelen asker ve vatandaşlarının öldürülmesinin hesabını Türkiye’ye utanmadan, sıkılmadan sorarken, buna karşılık Türk heyetinden bir kişinin bile çıkıp köylerde yapılan binbir çirkinliğin ve toplu yakmaların, katliamların hesabını ne yazık ki kimseye sormamıştır. Bu duruma bir isim vermek gerekirse acaba ne demek gerekir?
      8- Türk Hukuk ve İktisat sistemlerinin belli bir süre Avrupalı gözlemcilerin yönetiminde işlemesini Türk tarafı kabul etti.
      9-Türk şirketlerine borçlu olan Avrupalı şirketlerin borcu silindi ama Avrupalılara borçlu olan Türk şirketlerinin borçlarının silinmemesi kabul edildi.
      10-Suriye’deki Fransız işgali resmen tanındı ve legal hale getirildi.
      11-Irak, Kerkük, Musul, Süleymaniye gibi Türk ve Müslüman toprakları üzerindeki İngiliz işgali resmen tanındı ve bu işgal legal hale getirildi.
      12- Heyete sonradan Atatürk tarafından baş müşavir sıfatı ile katılan İstanbul
      Yahudileri BaşHaHamı Haim Naum ikili oynadı ve Türk heyetinden aldığı bilgileri karşı tarafa verdi.
      13-Görüşmeler esnasında Düşman devletler arasında çatışma ve fikir ayrılıkları çıktı ama Türk tarafı bu durumu lehte kullanamadı “yani masada Abdülhamidin zeka ve siyasetinden eser yoktu.”
      14- Hatay göz göre göre Fransa’ya terk edilmiştir.
      15- Kıbrıs’taki egemenlik hakkımızdan ebediyen vazgeçildi.
      16- Türkiye’de bulunan ve işgal günlerinde İşgal askerlerince el konulan Türk ev ve arazileri üzerinde Türk tarafı hak talep etmemesi kabul edildi.
      17- Türk tarafı, Milli Mücadele yıllarında bölücü propaganda yapan Rum Patrikhanesi’ni yurt dışına çıkartmayı başaramadı.
      18- Başdanışmanımız Yahudi Haim Naum tarafından İngiltere’ye Hilafeti kaldıracağımıza dair söz verildi.
      WARFACE, Witness Bunu beğendi.
      Konu Karahalteri tarafından (11.10.2016 Saat 01:37 ) değiştirilmiştir.
      Ekrem Abi ( 43 ) Tek suçu kumarda şanslı olmasıydı...

    4. #4
      BLADE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

      DRNTYF Devlet Başkanı
      Durum
      Çevrimdışı
      Ruh Hali
      Mesgul
      Nerden
      Başkanlık Sarayı
      Favori Müziğiniz
      Dombra
      Favori Aktörünüz
      Citizen
      Üyelik tarihi
      01.12.2010
      Mesajlar
      1.236
      Takımı

      Standart

      Osmanlı'dan devraldığımız borç falan yoktur. Tam aksine biz Osmanlı'ya borç bırakmışızdır. Tam olarak nasıl oluyor bu bilmiyorum ama bıraktık herhalde, öyle duydum. Neyse, ben pek sorgulamam zaten. Osmanlı geri dönecek inş <33333
      CITIZEN, Donald J. Trump Bunu beğendi.

    5. #5
      Don Quixote Rosinante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

      Kayıtlı Üye
      Durum
      Çevrimdışı
      Ruh Hali
      ----
      Üyelik tarihi
      10.11.2015
      Mesajlar
      267

      Standart

      Alıntı Karahalteri Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
      Dedigin gibi aydinlanalim.
      1-Lozan'da savaşta kazanmamıza rağmen toprak kaybettik.
      2-İngiltere'ye parası peşin verilmiş ama alınamamış gemilerimizi bıraktık.
      3-Osmanlı'nın borçlarını üstlendik. Hatta Osmanlı'dan kalma son borcu Turgut Özal ödemiştir. Ama başka ülkelerin bize olan borcunu sildik.
      4-Azınlık meselesi karşı tarafın istediği gibi karara bağlandı. Yunanistan’daki Türkler azınlık, Türkiye’deki Yunanlılar ise vatandaş kabul edildi.
      5-Yunanistan sınırımız hariç hiçbir ülke ile sınırımız belirlenemedi. Yunanistan sınırı da Yunan tarafının istediği gibi oldu.
      6- Boğazlar meselesi Sevr Antlaşmasındaki maddenin aynısı şeklinde kabul edildi.
      7- Başta Yunanistan olmak üzere hiçbir ülke elindeki Türk esirlerini vermedi. Türk tarafı da bu esir Türk askerlerinin akıbetlerini sormamayı ama bunun yanısıra elindeki esir askerleri vermeyi kabul etti. Yunanistan’ın Türkiye’ye kendisine iade etmesi için verdiği esir Yunanlı askerler eğer Anadolu’da bulunamazsa onların da neden bulunamadığı öldürüldülerse kim tarafından, ne zaman, niye ve nerede öldürdüğünü de bulup aydınlığa kavuşturma vazifesi tabi ki Türkiye’nindir. Bu sözleşmede şu veya bu şekilde savaş ortamında kaybolan Rumların araştırılmasından ve isim isim tüm kayıp Yunanlıların bulunmasından söz edilirken, Yunanlıların mezalimine uğrayarak kaybolan, mesela Yunan askerlerinin Aydın Karatepe Köyünde camiye doldurularak yaktığı yüzlerce sivil köylüden hiç söz edilmemesi, Yunan iddiasına karşılık Türk heyetinin bu gibi katliamları masaya getirmemesi ve Anadolu coğrafyasının tüm bölgelerinde yaşanan bu tür sivillerin maruz tutulduğu toplu katliamların hesabının sorulmaması gerçekten çok gariptir
      Yunanlılar isim isim Anadolu’ya talan, yağma ve binbir çirkinlik yapmak için gelen asker ve vatandaşlarının öldürülmesinin hesabını Türkiye’ye utanmadan, sıkılmadan sorarken, buna karşılık Türk heyetinden bir kişinin bile çıkıp köylerde yapılan binbir çirkinliğin ve toplu yakmaların, katliamların hesabını ne yazık ki kimseye sormamıştır. Bu duruma bir isim vermek gerekirse acaba ne demek gerekir?
      8- Türk Hukuk ve İktisat sistemlerinin belli bir süre Avrupalı gözlemcilerin yönetiminde işlemesini Türk tarafı kabul etti.
      9-Türk şirketlerine borçlu olan Avrupalı şirketlerin borcu silindi ama Avrupalılara borçlu olan Türk şirketlerinin borçlarının silinmemesi kabul edildi.
      10-Suriye’deki Fransız işgali resmen tanındı ve legal hale getirildi.
      11-Irak, Kerkük, Musul, Süleymaniye gibi Türk ve Müslüman toprakları üzerindeki İngiliz işgali resmen tanındı ve bu işgal legal hale getirildi.
      12- Heyete sonradan Atatürk tarafından baş müşavir sıfatı ile katılan İstanbul
      Yahudileri BaşHaHamı Haim Naum ikili oynadı ve Türk heyetinden aldığı bilgileri karşı tarafa verdi.
      13-Görüşmeler esnasında Düşman devletler arasında çatışma ve fikir ayrılıkları çıktı ama Türk tarafı bu durumu lehte kullanamadı “yani masada Abdülhamidin zeka ve siyasetinden eser yoktu.”
      14- Hatay göz göre göre Fransa’ya terk edilmiştir.
      15- Kıbrıs’taki egemenlik hakkımızdan ebediyen vazgeçildi.
      16- Türkiye’de bulunan ve işgal günlerinde İşgal askerlerince el konulan Türk ev ve arazileri üzerinde Türk tarafı hak talep etmemesi kabul edildi.
      17- Türk tarafı, Milli Mücadele yıllarında bölücü propaganda yapan Rum Patrikhanesi’ni yurt dışına çıkartmayı başaramadı.
      18- Başdanışmanımız Yahudi Haim Naum tarafından İngiltere’ye Hilafeti kaldıracağımıza dair söz verildi.
      Çok yazdım, gene diyim. Türkiye'ye Lozan da nefes alacak alan bırakılmadı diye, bunlar kabul edilmese emperyalist devletlerle başa çıkabilir miydik ? Sen I.Dünya Savaşına sanki Türkiye Cumhuriyeti girmiş gibi yorum yapıyorsun. Tavizler mecbur verildi, sebep sonuc iliskisi kurun, yıkılmış Osmanlının mirasını Kurtuluş Savaşında binlerce insanını kaybetmis bu coğrafya nasıl koruyacaktı ? Yeni Dünya düzeni kuruldu tavizlerde verse Türkiye bu düzende yerini aldı. Olay budur.

      Abdulhamidin zeka ve siyaseti maddesi ilgimi çekti. 93 harbini araştırmanı tavsiye ederim. Osmanli devletinin başina neler gelmiş.
      BLADE, CITIZEN Bunu beğendi.

    6. #6
      Kuzey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

      Kayıtlı Üye
      Durum
      Çevrimdışı
      Ruh Hali
      ----
      Nerden
      Ölü Balığın Dirildiği Yer
      Üyelik tarihi
      14.03.2011
      Mesajlar
      399

      Standart

      Biz böyle atip tutuyoruzda ozamanin şartları gereksinimleri neydi biz savaş kazandiysak niye bedel odedik çoğu şeylere mesala İngilizler İstanbula girmesin diye 250 bin şehit verdik ataturk geldikleri gibi giderler dediği icinmi gittiler acaba nelerden taviz verildi biz bunların hiç birisinin cevabını aramadik çünkü asimile olduk

      İsim:  unnamed (3).jpg
Görüntüleme: 23
Büyüklük:  43.3 KB (Kilobyte)

      İstanbul un fethinde kullanılan bu topları İngilizler neden götürdü geldikleri gibi gittilermi acaba ??

      İngiltere'nin Portsmouth şehrindeki Fort Nelson Müzesi'nde sergileniyor şuan
      CRYPTEX7Z, Karahalteri Bunu beğendi.

      Dostunu yakın tut düşmanını daha yakın tut...

    7. #7
      Don Quixote Rosinante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

      Kayıtlı Üye
      Durum
      Çevrimdışı
      Ruh Hali
      ----
      Üyelik tarihi
      10.11.2015
      Mesajlar
      267

      Standart

      Alıntı Kuzey Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
      Biz böyle atip tutuyoruzda ozamanin şartları gereksinimleri neydi biz savaş kazandiysak niye bedel odedik çoğu şeylere mesala İngilizler İstanbula girmesin diye 250 bin şehit verdik ataturk geldikleri gibi giderler dediği icinmi gittiler acaba nelerden taviz verildi biz bunların hiç birisinin cevabını aramadik çünkü asimile olduk

      İsim:  unnamed (3).jpg
Görüntüleme: 23
Büyüklük:  43.3 KB (Kilobyte)

      İstanbul un fethinde kullanılan bu topları İngilizler neden götürdü geldikleri gibi gittilermi acaba ??

      İngiltere'nin Portsmouth şehrindeki Fort Nelson Müzesi'nde sergileniyor şuan
      Alıntı Kuzey Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
      Biz böyle atip tutuyoruzda ozamanin şartları gereksinimleri neydi biz savaş kazandiysak niye bedel odedik çoğu şeylere mesala İngilizler İstanbula girmesin diye 250 bin şehit verdik ataturk geldikleri gibi giderler dediği icinmi gittiler acaba nelerden taviz verildi biz bunların hiç birisinin cevabını aramadik çünkü asimile olduk

      İsim:  unnamed (3).jpg
Görüntüleme: 23
Büyüklük:  43.3 KB (Kilobyte)

      İstanbul un fethinde kullanılan bu topları İngilizler neden götürdü geldikleri gibi gittilermi acaba ??

      İngiltere'nin Portsmouth şehrindeki Fort Nelson Müzesi'nde sergileniyor şuan
      Bu asimilasyon olayı da güzel bir konu.

      Asimile olduk dersek Türk Tarihi Osmanlı ile başlamaz. O zamanda çok daha eskilere özümüze dönmemiz lazım. Atatürk bunun için mesela ilk olarak Türk bayrağında Göktürkleri temsil eden kurt başı olmasını istemiştir

      BLADE Bunu beğendi.

    8. #8
      ömermemati - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

      Kayıtlı Üye
      Durum
      Çevrimiçi
      Ruh Hali
      ----
      Nerden
      İstanbul
      Üyelik tarihi
      02.11.2013
      Mesajlar
      121
      Takımı

      Standart

      Osmanlı Düşmanlarının İddaları ;
      13-) -Bize borçtan başka bir şey bırakmadılar 1952 yılına kadar bu devletin borçlarını ödedik.
      Cevap ;
      Bu Tam Bir İftiradır , Osmanlıda Onlarca Medrese , Mektep , Modern Okullar , Fabrikalar , Camiler , Çeşmeler , Eserler , Hastaneler , Vakıflar , Askeri Yapılar , Saraylar Vs... Kalmıştır.
      Osmanlının Borçları Hakkında ;
      Osmanlının Borcu Ne Kadar İdi ?
      Osmanlıdan Kalan Para Ne Kadar İdi ?
      Cevaplar ;
      Osmanlıdan , Cumhuriyete 161 milyon lira nakit kağıt para kalmıştır.[2] Bozuk paraları saymıyoruz…
      Lozan Antlaşması sonrasında Türkiye’nin kabul ettiği Osmanlı Borçları ise 107.830.608 liradır.[3]
      Kaldı ki, Cumhuriyet devrine intikal eden borçlar, Cumhuriyet’i kuranların da çoğunun faal olarak yer aldığı Ittihatçı hükümet tarafından alınmış borçlardır.[4]
      Demek ki kemalistlerin iddia ettikleri gibi Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne borç değil; servet kalmıştır.
      Üstelik kalan para miktarı nakit, ödenecek borç ise taksitlendirilmiştir.
      Ayrıca ödemede bir hayli kolaylık sağlandığının altını çizmek gerekir.
      Aslında Osmanlı’dan kalan meblağ ile kolaylıkla bir taksitle ödenebilirdi.
      Ödenecek borç ile ilgili sağlanan kolaylıklara kısaca değinmekle iktifa ediyoruz…
      22 Nisan 1933’de Fransa ile “1933 Paris Borç Itilafnamesi” imzalandı.
      Anlaşmaya göre;
      – Lozan’da ödenmesi öngörülen 107.830.608 liralık borç, 80.219.666 liraya indi.[5]
      – Türkiye’nin yıllık borç ödeme miktarı 2 milyon altın Türk lirasından 700.000 altın Türk lirasına indirildi.
      – Borçların en değerli dövizle ödenmesi yerine Fransız frankı ile ödenmesi kararlaştırıldı.
      4 Mayıs 1936’da ise Fransa ile Paris’te bir ödeme planı antlaşması imzalandı. 1936–1940 dönemi için geçerli olan bu anlaşmaya göre;
      – Türkiye 700 bin altın lira olan yıllık taksitlerin % 50’sini teşkil eden yaklaşık 42.500.000 Fransız frangını döviz olarak ödeyecek, diğer % 50’yi teşkil eden miktar için Fransız hükümeti Türkiye’den mal alacaktı.
      Türkiye’nin döviz sıkıntısı nedeniyle 18 Temmuz 1938’de Paris’te bir antlaşma daha yapıldı.
      Anlaşmaya göre;
      – Borçların taksitleri % 100’ü mal bedeli olarak ödenecekti.
      Bu borç, son ödeme tarihi olarak kararlaştırılmış olan 1983 yılından 29 yıl önce, yani 1954’te Adnan Menderes Hükümeti döneminde ödenmiştir.
      Kaynaklar ;
      [2] Gülten Kazgan, Türk Ekonomisinde 1927-35 Depresyonu, Kapital Birikimi ve Örgütleşmeler, Atatürk Döneminin Ekonomik ve Toplumsal Tarihiyle Ilgili Sorunlar, Sempozyum Bildirileri içinde, sayfa 232, 233.
      [3] Faruk Yılmaz, Osmanlıdan Cumhuriyet’e Dış Borçlar (Düyun-u Umumiye), Berikan Basın Yayın LTD. ŞTİ. 2003, Ankara.
      [4] Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Sürgündeki Hânedan: Osmanlı Ailesinin Çileli Asrı, 2. Baskı, Timaş Yayınları, Istanbul 2015, sayfa 95.
      [5] Faruk Yılmaz, Osmanlıdan Cumhuriyet’e Dış Borçlar (Düyun-u Umumiye), Berikan Basın Yayın LTD. ŞTİ. 2003, Ankara.

      - - - Updated - - -

      Alıntı Kuzey Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
      Biz böyle atip tutuyoruzda ozamanin şartları gereksinimleri neydi biz savaş kazandiysak niye bedel odedik çoğu şeylere mesala İngilizler İstanbula girmesin diye 250 bin şehit verdik ataturk geldikleri gibi giderler dediği icinmi gittiler acaba nelerden taviz verildi biz bunların hiç birisinin cevabını aramadik çünkü asimile olduk

      İsim:  unnamed (3).jpg
Görüntüleme: 23
Büyüklük:  43.3 KB (Kilobyte)

      İstanbul un fethinde kullanılan bu topları İngilizler neden götürdü geldikleri gibi gittilermi acaba ??

      İngiltere'nin Portsmouth şehrindeki Fort Nelson Müzesi'nde sergileniyor şuan
      Sadece kayıtlı üyeler linkleri görebilir. Ücretsiz üye olmak için buraya tıklayınız.

      Yanlış Bilgi

      İngilizlerin alakasını çeken bu top General Sir John Lafroy’un yoğun girişimleri ve birçok müracaatları sonunda 1868’de Sultan Abdülaziz zamanında İngiltere’ye Kraliçe Victoria adına hediye edilmiş ve Londra kulesinin avlusunda teşhire konulmuştur. Bu gün kraliyet silah Koleksiyonunun bir parçası olan top Portsmouth şehrinde Fort Nelson top sergisinde ziyaret edilmektedir.

      Ayrıntılı Bilgi Ve Kaynak İçin : Sadece kayıtlı üyeler linkleri görebilir. Ücretsiz üye olmak için buraya tıklayınız.
      Konu ömermemati tarafından (11.10.2016 Saat 16:42 ) değiştirilmiştir.

    Konu Bilgileri

    Users Browsing this Thread

    Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

    Yetkileriniz

    • Konu Acma Yetkiniz Yok
    • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
    • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
    • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
    •