• Agresif
  • Aptal
  • Arsız
  • Aşık
  • Bezgin
  • Bilgin
  • Cesaretli
  • Çılgın
  • Endişeli
  • Geveze
  • Kagılı
  • Kederli
  • Kimsesiz
  • Korkulu
  • Küstah
  • Kızgın
  • Melek Gibi
  • Mesgul
  • Mutlu
  • Neseli
  • Niteliksiz
  • Olgun
  • Sarhoş
  • Sarsıntılı
  • Savurgan
  • Sert
  • Sinsi
  • Soğuk
  • Stresli
  • Suratsız
  • Sıcak
  • Tembel
  • Uyuşuk
  • Yaramaz
  • İsrarcı
  • Zararsız
  • Öylesine
  • Şaşkın
  • Şeytani
  • Şüpheli
    1. #1
      Don Quixote Rosinante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

      Kayıtlı Üye
      Durum
      Çevrimdışı
      Ruh Hali
      ----
      Üyelik tarihi
      10.11.2015
      Mesajlar
      272

      Standart Biyografi-Uğur Mumcu

      Cemal Süreya'nın 99 Yüz Adlı kitabından Uğur Mumcu hakkındaki görüşü




      Kusur arıyorum Uğur Mumcu’ya, kusurlar. Nasıl olsa bulurum. Şu anda bulmamış olmam bir şey ifade etmez.


      “Tarihin sorgu yargıcı”. Bu söz nereden aklımda kalmış? Zola büyük romancı olarak öyleyse, Mumcu da gazeteci olarak öyle. Tabii, gazeteyi günün tarihi olarak tanımlarsak. Günün sorgu yargıcı.


      Bugün Aziz Nesin gibi, İlhan Selçuk gibi, Çetin Altan gibi bir Uğur Mumcu var. Alanında en parıltılı adlardan biri. Kuşağının en ünlü gazetecisi. Ülkemiz basın tarihinde ve demokrasi tarihinde daha şimdiden yerini almış biri.


      İlk Devrim’de mi okumuştum Uğur Mumcu’yu? Ama asıl Yeni Ortam’da bugünkü yüzüyle gördüm onu. Üniversiteye dönmeyeceğini, hayatını yazılarıyla götürmek istediğini açıklamıştı bir yazısında, anımsıyorum. Aklıma takılmıştı o yazı. Genç idare hukuku asistanının iyimserliğinden, cesaretinden konuşmuştuk arkadaşlarla. Ama, işte, tatla okuyorduk onu. Baskın Oran’ın bugünkü yazı biçimiyle onun o ilk yazıları arasında bir akrabalık var gibi. Gerçekten, Uğur Mumcu daha ilk yazılarında, ince mizahı ve yazma tutkusuyla kendini kabul ettirdi.


      Bir başına bir adam.


      Başarıya nasıl ulaştı acaba? Bence başarıya mahkûmdu. Kuşağının, aydının, demokrasinin sesi oldu çünkü. Türkçenin kara cümlesini yakalamıştı. Gazete yazarlarının çoğunda yoktur bu. Büyük Kamu Hukuku birikimini, güncel olayı, siyasetin, kavganın içinde kullanmayı bildi. Ama asıl şu yanlarıyla bugüne geldi Uğur Mumcu: Her zaman açık yürekli oldu, cesur davrandı, risklerden korkmadı. Ve elbet en önemli nitelik: Eli gerçekten kalem tutuyordu. Bayrağı İlhan Selçuk’tan aldı. Sadece bir yazar, yalnızca bir gazeteci olarak kalmadı; bir düşünür, özgürlük savaşçısı bir siyasal ve hukuk adamı olarak da belirdi. En çok da böyle belirdi.


      ‘68’lilerin açık alnı:


      Günlük yazı kişiyi ister istemez yinelemelere götürür. Uğur Mumcu yinelemeye en güzel işlevi kazandırdı: düşünsel mine’leme.


      Okunaklı, orta boylu, dev adam.


      Polemiği düşüncenin içinden nasıl da geçiyor!


      Polemik dedim. Ancak Uğur Mumcu soruna dalarken nesnelliğini hiç yitirmiyor. Sorun karşısında düşünür yanını hep koruduğu için polemik sadece tat olarak kalıyor.


      Kişisel tartışmada, daha doğrusu kişilerle çatışmada ise polemikçi yanı acımasızca öne çıkıyor. Bayağı ağır konuşuyor. Ancak burada da demagojiye sapmadığına tanık oluyoruz. Bir de yazarın, gazetecinin, özellikle de mizahçının bu vazgeçilmez silahına sarılmıyor. Buna gereksinimi yok da ondan mı? Öyle. Kişisel tartışmada da her sözü bir şeyin karşılığı olsun istiyor. Ne olursa olsun bu, Uğur Mumcu’nun temiz yanıdır. Onun kişiliğine, tuttuğu işe bütünüyle ışık düşürüyor. En ufak şantaj, gözdağı, böbürlenme yok Uğur Mumcu’da. İşiyle ilişkisini bir sanatçı çılgınlığına da dönüştürmüş.


      Dile hâkim, Türkçesinde çocukla filozof, düşünürle sanatçı kaynaşır. Mizahı, alay değil, sevinç ağırlıklı. Gönderme ustası. İsterseniz bunu da bir kusur sayalım.


      Bir kez gördüm Uğur Mumcu’yu. Cumhuriyet gazetesinin önünde. Uzaktan gördüm, yanında başkaları da vardı. Şu izlenim uyandı bende: Kararlı, dalgın bir yüz. Daha doğrusu, dalgın ama kararlı.


      Bir kusuru daha var: Şemsiyesi pek de öyle şemsiye değil. Bir kere defolu.


      Ayrıca Uğur Mumcu çuval olarak da kullanıyor onu.


      2 Nisan 1989
      Witness Bunu beğendi.

    2. #2
      Witness - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

      Kayıtlı Üye
      Durum
      Çevrimdışı
      Ruh Hali
      ----
      Nerden
      Ankara
      Favori Müziğiniz
      Romantizma
      Favori Aktörünüz
      Denzel Washington
      Üyelik tarihi
      04.07.2014
      Mesajlar
      277
      Takımı

      Standart

      İdeoloji olarak zıt düşsekte daima araştırmacı yanı takdir ettiğim bir husustur. Pisi pisine öldürüldü. Ondan sonra zaten 28 Şubat a giden yol. Keza Bahriye Üçok cinayeti. Her ikisi de kabul edemeyeceğim şeyler yazmışlardır, söylemişlerdir. Fakat kalleşçe öldürülmeleri bir insanlık trajedisidir. Bir de bunu yapanlar çıkıp biz İslamcıyız dediklerinde buyurun size doksanlar. Bir tarafta laikler, bir tarafta muhafazakarlar. İkisi de birbirinden nefret ediyor. Bir de bundan nemalanan keyif alan ciğersizler. Netice, Türkiye kaybediyor, insanımız kaybediyor. Bu memlekette yaşamak gerçekten bir hüner.
      difficulties beyond that control...

    3. #3
      Kuzey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

      Kayıtlı Üye
      Durum
      Çevrimdışı
      Ruh Hali
      ----
      Nerden
      Ölü Balığın Dirildiği Yer
      Üyelik tarihi
      14.03.2011
      Mesajlar
      403

      Standart

      Bir gecede ülkeyi yarı yarıya fakirlestirenlerde Atatürkçüydü cumhuriyet kurulduğundan beri her 3 yılda bir ekonomik kriz her 10 yılda bir darbe yaptılar ve her çalıp cirptiklarinda maske olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ismini zikrettiler
      EMRE T., Karahalteri, Witness Bunu beğendi.

      Dostunu yakın tut düşmanını daha yakın tut...

    Konu Bilgileri

    Users Browsing this Thread

    Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

    Yetkileriniz

    • Konu Acma Yetkiniz Yok
    • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
    • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
    • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
    •  

    Giriş