Ağlattı




ingiliz anahtarı ile açılmaya çalışılan bir kapının bize söylediğidir ismail abi…
o kapı açılmayacaktır elbette. çünkü 'anahtara inanmak' kapının kendisinden bağımsız bir eylem biçimidir ve açılmayan kapıların mesuliyetine peşinen taliptir zaten 'anahtara inanan'.

modern zamanlar, kalp krizlerini iyi yönetemeyenlerin meydanıdır, er'den yoksundur, performansa dayalıdır ve profesyonellere kalmıştır artık. klişelere kılıç çekenlerin fermanı kapitalizme fast-food ihbarlarla havale edilmiştir… bunca kargaşanın, gürültünün, işgallerin ve sirenlerin arasından çıkıp gelmiştir işte ismail abi, kaosun elçisi falan da değildir. beceriksiz ama iyi niyetli, işsiz ama umutlu, talihsiz ama umursamaz, yalnız ama hep yalnız. iyi, güzel ve hakikate dair ne varsa gönlüne taşıyıp duracaktır. realist bir romantik gibi, sessizce.
materyalist dünyayı anlayamayanların yüzlerindeki o tebessümün nedenselliği üzerine hiç düşünmemiştir, nesneci değildir. eşyalarının ruhuna sahip olmasına hiç izin vermemiştir çünkü, bu dünyada bir dikili ağacı olmayanların türküsüdür en çok… baskısıyla, bekçisiyle, delisiyle yani her haliyle mahallesini seven, uzaylılar dahil ayrım yapmadan herkesin yardımına koşan, girdiği her işi eline yüzüne bulaştırsa da yine de ortalamayı tutturmaya çalışandır. 'ortalamayı tutturmak' gibi bir derdi de yoktur aslında, sürecin doğurduğu bir sonuçtur bu ve o bünye de ortalamayı hiç kaldırmaz zaten.
arkadaşı için gözünü kırpmadan ciğerini satan, böbreğine acımayan, dalağına ağır konuşan ve tabi ki kalbine söz geçiremeyen bir adamdır ismail abi, bu yüzden aşka saygı duyar, aşık olunca üzülür ve görkemsiz kaybeder. orta ikiden terk'tir her durumda yani. 'senin ismail abin var ya' dediğinde ağır aksak yürünen taşlı dar bir sokakta koluna girip 'anlat abi' dediğimizdir anlat, kilometrelerce anlat hem de. bir serçenin fısıldadığıdır kulağımıza; olaylar… olaylar…
ismail abi, kirlenmiş tüm ruhlara tasavvufi bir ev ödevi. kalp ritmi bozulan dünyaya uygulanması gereken bir şok tedavi. kararmış kalplerin üzerinde gezdirilmesi elzem küçük bir kızın elleri ve yalnızca hobi olarak sevilmesi tavsiye edilen bu hayatın tokat gibi şifresidir. halinden memnuniyetinin izahı, dişlerine kan bulaşmış ve hep 'daha fazla'sına gözünü dikmiş olan 'insan'a bir şey ifade etmeyecektir, buna şüphe yok. 'yol artı yemek' teklifine bile gönül indirmeyi dertten sayması da bundandır zaten. sigortalı bir işin, bireysel kurtuluşların, sermayenin, plazaların, kapital büroların, profesyonellerin ve şirketlerin yüzü olabilecek kolektif çalışmaya uyumluların anlam dünyası hep bir beden büyük gelecektir ismail abi'ye ama "n'abıcan hacı ekmek parası işte". yavuz hırsız'ın 'hayatı sorgulama sebebimsin ismail abi' derken söylediğidir; içine hiçbir kötülük girmemiş bir adamın varlığı.
arınmak gibi bir şeydir ismail abi tüm paralel evrenlerde.
sonra… çok sessiz olur bazı geceler, neyini kaybetsen hükümsüz sayılır. acı çekmek ya da bir acının kendisi olmak gibi garip mutlu sonlar! ismail abi tüm cam kenarları erkenden kapılmış bir otobüsün adıdır. her tarafımız zaten mütemadiyen yara izi ve bizde yalnızlık babadan gelir. giden gemilerin arkasından el sallamanın hüznüdür, o gemi gelecektir. bir gemiye inanmak zaten denize nam salmaktır.
ismail abi; digergamlığın manifestosu… görkemsiz kaybeden… ısrarlı mağlup… safi şiir… hiç bir kadraja giremeyen ve anahtara inanan adam…
etrafımız sarılmıştır ismail abi!
gel gidelim buralardan ismail abi! kuru yük gemileri, sigortalı işler, ölümüne yalnızlıklar, kalp krizleri…
dahi anlamında ayrı yazılalım seninle hayata.
gel gidelim buralardan ismail abi! onların olsun dolgun maaşları, nükleer santralleri, silikonlu dudakları, silah fabrikaları, reality şovları, soğuk çayları…
ingiliz anahtarlarıyla açalım tüm kapıları birlikte.
gel gidelim buralardan ismail abi! kariyer planları, gökdelenler, promosyonlar, steril diller, mutlu sonlar, uyum yasaları, müfredatlar, meclis konuşmaları…
şekerpare'ler izmir'e dönmeye programlıdır üzülme.
gel gidelim buralardan ismail abi! onlara kalsın sahne ışıkları, pencere kenarları, banka kredileri, ödüllü konuşmaları, makyajlı yaraları, katsayıları, reklam panoları, düşük faizleri, konforlu beşikleri..
gel gidelim buralardan ismail abi!

***
bir gemi gelse ya ismail abi! hepimizi alıp götürse…

güven adigüzel